hafta sonu filmleri ...

17/6/2007 · Kategori: neleri izledim

                   

öncelikle tüm babaların babalar günü kutlu olsun...

sınava giren ögrencilere geçmiş olsun gelelim filmlere :))   


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

guzel bir filmdi zamanın tek bir anın ne kadar degerlı oldugunu dusundudu bana...

dusundumde o anın tadını cıkartmak lazım ...

 

 

Film çok genç bir yönetmen tarafından çekilmesine ragmen oldukca başarılı.. heycan dozunda tutulmuş. cekimler  güzeldi ...

 

hazır zaman bulmuşum hafta sonunu sanırım film izleyerek geçirecegim ...

gunduzlerı işleri oluyor ama en azından akşamları boşum bu iki filmi izledikten sonra toplamda 11'e ulaştım :))

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

cuma filmleri:)

17/6/2007 · Kategori: neleri izledim

 

ben bu cuma kardesımın arsıvınden takıldım fılmlere bır turlu dısarı cıkıp fılm almaya zaman ayıraadım evde olanlarla ıdare edıyoruz bu aralar ınsallah bu gun seytanın bacagını kırıp dısardan alırım fılm  neyse cumanın fılımlerı

 

 saskın sevımlı bır ask hıkayesı secme nedenlerımden bırı turk fılmlerıne oncelık vermek ıstemem ama fena degıl bos bır zamanda ızlenebılır

 

 

 

bu filmi izlerken  güldüm... romantik filmleri pek sevmem ama bu film de onlarla bol bol dalga gecilmiş... :))) gülmek için izlenebilecek bir film..Alyson Hannigan filme ayrı bi güzellik katmış... :)

41 film kaldı :))

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

yaşasın yaşasın geldi işte gene geldi cuma geldi

15/6/2007 · Kategori: neler oldu

 

super bir hafta sonu bizi bekliyor...

muthiş olacak hersey cok guzel olcak

kardeşciğimin öss sınavı guzel gececek

kuzenımın dugunu super olacak

hersey cok guzel olacak

mutluyuz umutluyuz

:))

ay ben hepınızı cok sevıyorum

yasasın yaa hafta sonu

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

kahvenin miss kokulu efsanesi...

12/6/2007 · Kategori: neleri okudum

Kahvenin tarihçesi, İS 850 yılına dayanır.
Herşey Kaldi adında, Etiyopyalı bir sığırtmacın, keçilerinin bir meyveyi yedikten sonra canlanmalarını fark etmesiyle başlar.
Kendisi de bu meyveyi denemeye karar verir ve yedikten sonra duyduğu güç ve mutluluk hoşuna gider.
Kahve tohumunun ünü, kısa süre içinde bölgede yayılır.
İS 1000 yıllarında kahve Yemen’de üretilmeye başlanır.

Osmanlı İmparatorluğu Yemen’e doğru genişledikçe, Osmanlılar kahveyle tanıştılar ve onu, ilk kez ateşte kavrulduğu yer olan Türkiye’ye götürdüler.
1550 yılında, ilk kahvehane İstanbul’da açıldı. Ve kısa sürede kahvehaneler, insanların biraraya gelerek kahve içtikleri, tartıştıkları, fikir alışverişinde bulundukları ve iş konuştukları mekânlar durumuna geldiler

Kahvenin yolculuğunda bir sonraki adım, Venedikli tacirlerin 1615 yılında, ilk kahve tohumlarını İstanbul’dan Venedik’e götürmeleriyle gerçekleşti. Böylelikle İtalyanlar’ın asla vazgeçemedikleri kahve tutkuları başlamış oldu. Bugün İtalya’da günde otuzsekiz milyon fincan kahve tüketildiği söylenmektedir.


1683’teki Viyana kuşatması sırasında, Osmanlılar arkalarında çuvallar dolusu yeşil kahve tohumu bırakmışlar. Viyanalılar ilk başlarda bunun deve yemi olduğunu düşünmüşler ama kuşatma boyunca Türkler’i izleyen gizli ajanlar, bu tohumların gerçek öyküsünü bildikleri için, kısa sürede “Türk içkisi” içilmeye başlanmış.

Viyana’da görevli olan Fransız devlet bakanı Talleyrand kahve için şunları söylemişti:

“Şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf, aşk kadar da tatlı.”

1750 yılına dek, Batı Avrupa’nın büyük bir bölümü kahvehanelerle dolup taşmaya başladı. Yazarların, bestecilerin ve aydın kesimin toplanma yeri olan kahvehanelerin müdavimleri arasında Voltaire, Balzac, Beethoven ve Mozart sayılabilirdi.

Peki ama benim anavatanımın, kahve sevgisine ne demeli?
Eğer atalarım, İngiliz çay vergilerini protesto etmek için, Boston Limanı’na tonlarca çay atmış olmasalar, Amerikalılar asla kahveyle tanışmayacaklardı.
Zamanla kahve, Amerikan Kongresi’nde ulusal içecek ilan edildi.
Amerikan devrimi sona erdiğinde ise, kahve standart bir tüketim maddesi haline geldi. Ağzının tadını bilenlere hitap edecek bir içecek olmayacağı belliydi, çünkü Amerikalılar, en sert kahveyi kullanıyorlar ve onu kapkara bir su oluncaya dek kaynatıyorlardı.

Kahvenin modernleşme evrimi, 1971’e dayanır, o yıl “Starbucks”, Seattle’da ilk kahve dükkanını açtı. O dönemde, Starbucks’ın ülke genelinde 3.600 dükkanı olacağını söyleseler, kimse inanmazdı. Starbucks, zamanımızın en başarılı pazarlama şirketi olarak nitelendirilir. Şirket, Kuzey Avrupa’da ve Asya’da sağlam temellere dayanan bir dükkanlar zincirine sahip.

Starbucks’ın öncülüğünde, dünyanın dört bir yanında, bu tür dükkanlar açılmaya başladı.
Ve işin ilginç yanı, bugün kahve dünya ticaret piyasasında petrolden sonra ikinci sırada yer almakta. Yalnızca Amerika’da, kahve tüketimine harcanan para, her yıl milyarlarca dolar artmaktadır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (13) Yorum yaz!

güzel bir pazartesine..

11/6/2007 · Kategori: neler oldu

gunaydın gunaydın gunaydınnnn

herkeze kocaman gunaydın ve busbuyuk bır merhaba bu guzel pazartesınden....

bekledıgım kadar olmasada guzel gecen hafta sonunun ardından

gene burdayız...ve mutluyuz...

yasasınnnn

hepınızı kocaman kocaman opuyorum :)

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Hayatın Tadını Kaçırmayın !

7/6/2007 · Kategori: neler oldu

Image Hosted by ImageShack.us                    Image Hosted by ImageShack.us

Günaydin Günaydin Günaydin...

Image Hosted by ImageShack.us               Image Hosted by ImageShack.us               Image Hosted by ImageShack.us

 

Hadiiiiii kalkın artıkkkk

Güneş tüm güzelligi ile parlıyor...

Güzel bir kahvaltı hazırlayın...

Kıpır kıpır bır muzıkle  enerjınızı doldurun ...

ve gune hazırız

sımdı tum ıs streslerı ve negatıflerı pozıtıfe cevırme gucumuz var...

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Saman Sarisi' ndan

6/6/2007 · Kategori: neleri okudum

 

sen, mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren
melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne
mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın
ne de
al çeperli elmanın

1961 yaz ortasındaki küba'nın resmini yapabilir misin?

çok şükür, çok şükür
bugünleri de gördüm
ölsem gam yemem gayrinin
resmini yapabilir misin üstad?

nazım hikmet

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Barış

5/6/2007 · Kategori: neleri okudum

çocuğun gördüğü düştür barış,
annenin gördüğü düştür barış,
ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış;
gözlerinin içinde uçsuz bucaksız bir
gülümseme elinde yemiş dolu bir zembil ve
alnında ter tomurcukları,
pencerede suyu soğutan testideki damlalar gibi;
akşam üstü eve dönen babadır barış,
dünyanın yüzünde yara izleri kapanırken
ağaçlar diktiğimizde
havan mermilerinin kazdığı çukurlara;
yangının kavurduğu yüreklerde
ilk tomurcuklarını açarken umut
ve ölüler kanlarının boşa gitmediğini bilerek
yana dönüp içerlemeksizin uyuyabildiklerindedir
barış…
barış yemek kokusudur tüten,
aksamlayın
arabanın yolda durmasının korkutmadığı,
kapı çalınmasının dost demek olduğu,
ve pencereyi saat başı açmanın renklerinin uzaktaki çanlarıyla
gözlerimizin bayram etmesini sağlayan
gökyüzü demek olduğu zamandır barış;
barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır,
uyanan çocuk önünde
başaklar birbirlerine eğilip işte ışık ışık ışık dedikleri
ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır barış;
hapisaneler onarılıp kitaplıklar yapıldığı zaman,
eşikten eşiğe bir türkü yükseldiği zaman
geceleyin,
cumartesi akşamları mahalle berberinden çıkan yeni tıraş olmuş
bir işçi gibi baharda ay buluttan çıktığı zamandır barış;
geçmiş gün yitirilmiş bir gün olmadığı, sevinç yapraklarını akşamın içine salan bir kök ve kazanılmış bir gün hak edilen bir uyku olduğu zaman acıyı kovmak için zamanın dört bir bucağından güneşin hemen ayaklarını bağladığını duyduğun zamandır barış.......
barış ışınlar demetidir yaz ovalarında iyilik alfabesin tanın dizlerinde,
kardeşim dediğin yarın kuracağız dediğin zaman kuracağız dediğimizi kurunca
türkü çağırdığımız zamandır barış;
ölüm yüreklerde az yer kapladığı ve güvenli parmaklarla
mutluluğu gösterdigi zaman bacalar;
ikindi vaktinin büyük karanfilini
ozan ve proleter aynı şekilde kokladığı zamandır barış;
insanların sıkışan elleridir barış,
dünyanın masasındaki ekmektir,
gülümsemesidir annenin
budur yalnızca
başka bir şey değildir barış
ve toprakta derin yarıklar açan sabahlar
tek bir sözcük yazarlar,
barış başka bir şey değil barış;
dizelerimin rayları üzerinde
buğday ve güller yüklenmiş geleceğe doğru yol alan bir trendir barış,
kardeşlerim barış içinde derin derin soluk alıyor tüm dünya bütün düşleriyle
verin ellerinizi kardeşlerim işte budur barış…..

yannis ritsos

 

ceviri: özdemir ince

 

http://akademisyen67.blogcu.com/ 'ın ev sahıblıgnı  yaptıgı 11. siir etkinligi icin tesekkur ederim ev sahıbıne  

bu guzel etkinlik ve güzel konu ''BARIS'' icin .

bence suan mılletce buna cok ıhtıyacımız var...

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »